Bay H.
Tırnaklarını yemeye sağdan mı başlasa yoksa soldan mı başlayacağına bir türlü karar veremiyordu Bay H. Annesinin o anda anlattığı olaydan çok daha ilgi çekici olduğu kesindi tırnak konusu. Pazar sabahı, bir fincan çayın yanında bir de kızarmış anne dırdırı onun kahvaltısının vazgeçilmez parçasıydı. Buna rağmen Bay H, güne yine “normal” bir şekilde başlamanın mutluluğunu yaşıyordu.
+10 mutluluk puanı. Tırnak temizliği ve normal bir başlangıç için.
Evden çıkarken bitmiş olduğunu düşündüğü parfümü üstüne sıktı. İki fıs boynunun sağ ve sol tarafına ve bir fıs da ensesine. Bozulmuş yoğurt ve vanilya karışımı bir kokuydu. Kokunun, burundan sürünerek direk beyine işleyen, iğrençliğinin ardında beklenmedik şekilde bir etkisi vardı. Kadınları baştan çıkartacağını zannediyordu.
+5 mutluluk puanı. Bitmemiş parfüm için.
Apartmanın paslı, gri kapısına doğru yönelirken bugün kimin için yazacağını düşündü.
Kısa boylu, ellili yaşlarında şişko, menapoz bunalımlı, protez dişli ve erkek çocuk gördüğü anda içinde kalmış bütün çürümüş sevgiyi çocuğa fırlatma istekli bir kadın mı?
Yoksa, ince uzun yakışıklı, ve hesabı erken kesilmiş bir adam mı?
Bunu sadece, üstünde ekşi, sarı bir kulak kiri olan telefon bilebilirdi.
Bay H. nin ilginç bir mesleği vardı aslında. Cenaze yazarlığı. Düşündüğünüz kadar kötü değil durun izah edeyim.
İnsanlar ölür. Bir zamanlar neşeleri, üzüntüleri iğrençlikleri ve fantazileriyle doldurdukları karbon bazlı et yığınları bir gün bomboş olur ve ölürler. İnsanlar bu et yığınlarını dolduran “kişilik” ya da “ruh” dedikleri şeyler gidince, basitçe, üzülürler. Üzüntülerinin de kendilerini kolay kolay terk etmelerini istemezler. Çoğu insan bu üzüntüye öyle bağlanır ki hayatının dönüm noktasını oluşturur bu ölüm. Peki neden?
Bay H. buna çok basit bir açıklama getirerek kendisinin dahi olduğunu düşünüyordu.
Ego tatmini +10 mutluluk puanı.
Bay H. ye göre, insanlar bu acıya bağlanmayı kendileri istiyorlar. Üstelik çoğu insan böyle bir üzüntü yaşamak için fırsat kolluyor. Mesela sevgilinden ayrılmak, işten çıkartılmak, tuvaletini yaparken hemoroid olduğunu öğrenmek gibi. Bu tip durumlarda bizim içimizde uyuyan küçük bir teselli mekanizması devreye girer ve içimizden bir başka ses de “İşte bu duygular senin yaşadığının kanıtı. SARIL ONA!” diyerek üzüntü adını verdiğimiz olaya sebep olurlar. Bu dramı sekiz sezon yaşayabilen insanlar vardır. Arkadaşlarının kendilerini sürekli teselli etmesini isterken bir de bakmış yanında teselli orospusu durmakta. Diğer tarafta ise, kimse benim acımı anlamıyor, bu acıyı yaşayarak bir tecrübe kazandım diyerek içindeki iş adamı ruhunu ortaya çıkaran insan modelleri de mevcut.
Benim görüşüm ne mi? Bence Bay H. haklı.
Başkası tarafından görüş onaylanması +7.6 mutluluk puanı.
İşte Bay H. de böyle hisseden insanlar için yazıyor. Bu tip insanlar Bay H. yi arayıp, onların üzüntülerini on, yirmi, bin beş yüz katına çıkaracak yazılar yazmalarını, cenazede olan olmayan herkesi ağlatacak, üzüntüden yerlere düşüp bayılacak ve hatta bazılarını acıdan öldürecek şekilde yazılar yazmalarını istiyorlar.
Neden mi? Yaşadıklarını anlamak için.
Bay H. büro dediği yere doğru hızlı adımlarala yürümeye başladı….devam eder heralde ne bileyim.
A wildfire that forced authorities to temporarily close a section of U.S. Highway 34 east of Yuma County, Colo. This wildfire caused at least a half-million dollars’ worth of damage on Colorado’s plains was sparked by a power line snapped by strong winds. Tony Rayl/Yuma Pioneer via Associated Press
(Source: Boston.com)
Her şeyi tersten yazarlar, onlara dokunan yanar.
Bana da tersten bakıyor musun?
“yem olmuş duygular faşizmi”, ilginç bir aşk tanımı
Redd’ in yeni albümünden, küçük bir süprizle.
Şehir hakkında karalama gibimsi
Bir gün bile yatıya kalmadım sabah tozlarında. Gazetem olamadı umarsız reklam panoların, ya da Kızılay, Tunalı tabelaların. Duş alamadım üzgün, yağmurlu bir sabahının altında. Kahvaltı edemedim muzip esnafın, çığırtkan simitçilerinle. Uzanıp şöyle, siliverip günümüz manşetlerini, adımı unutamadım yeşil yorganına uzanarak. Koşamadım dumanlı yollarında, gururu 2 lira olan topları kovalayamadım. Çocuk olamadım beton ormanlarında, gülücük çalamadım komşuların asık suratlarından. Ağlayamadım ağaçlara,bağıramadım. Yaşlarım yüzüne hiç uğramadı.
Kısacası yapmacıklığını bir türlü sevemedim Ankara.
O.K mi?
Geleceğimin, dandik bir kalemin ucundan çıkan siyah bir madde ile boyanan küçük dairelerin doğru dizilip dizilmemesine bağlı olması biraz can sıkıcı.
Kaldı ki bize verilen bu “fırsat”ı bulduğumuz için kendimizi şanslı saymalıyız.
(Laptop kucağımı çok pis ısıtıyor ve sanırım spermlerimin çoğu yüksek sıcaklıktan öldü.)
Bazı insanlara göre 1.8 milyon spermin çok az sayıda üniversiteyi döllemesi lazım değil mi?
YGS yerine daha kullanışlı bir prezervatif kullanabilirdiniz. Kaldı ki bu prezervatif delik.
Hatta LYS adlı çocuğu doğurtmak için yaklaşık 800.000 kişinin sizi s.kmeye çalışması biraz hayvani değil mi. Çağdaş bir ulus olmaya çalışıyoruz.
Ha siz bundan zevk alıyorsunuz sanırım. Sado-mazo bir ilişki sizin günlük memur fantazilerinizi ancak tatmin ediyor. Biz size, siz bize, biz bize, sonra herkes bize. Canlarım benim.
(Sıkıldım ya böyle yazılar yazmaktan cidden. Tarz değiştirmek de öyle kolay olmuyor ki hep bir şeylerin etkisinde kalınıyor. Çok çok yazmak lazım, çok mütevazı olup çok yazmak lazım.)
-E yazma salak, dinleyen mi var?
*Ben dinliyorum. ==Afferin sanaa al şeker :)
Geçen gün de şu aklıma geldi. Bizim yemeği çöpe atma gibi bir lüksümüz var. Alacağımız giysiyi seçebilme lüksü, klozete mi alaturka tuvalete mi s.çabilme lüksü..
Çok klişe olucak ama, bunu bulamayan insanlar var. Deeeermişim.
Bizden başka bir bok yokmuş gibi yaşamaya devam edelim. Lütfen çizgilerden taşmayın. Daireleri tam doldurun.
O.K?
